✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
26 Ekim 2026

PRATFALL

Kusurlu Kalma Çabası
Deneme ✦ 4 DAKİKA OKUMA · 1 FİNCAN KAHVE

İsimlendirme Anatomisi

Her şeyin bir adı vardır; dokunduğumuz, gördüğümüz, sevdiğimiz... Bilinçli veya bilinçsiz var olan bu isim meselesi, belki de varoluşun ön koşuludur. İsim sadece bir çağrı aracı de...

Her şeyin bir adı vardır; dokunduğumuz, gördüğümüz, sevdiğimiz... Bilinçli veya bilinçsiz var olan bu isim meselesi, belki de varoluşun ön koşuludur. İsim sadece bir çağrı aracı değil; varlığın görünür olmasının, kabul edilmesinin ve onu tanımanın ilk anahtarıdır. İsmi olmayan bir varlığı ifade etmek mümkün değildir. Olan veya olmayan her şeye bir isim verdik ve vermeye devam ediyoruz. Dünya yüzeyinde isimsiz doğan ve yaşamaya devam eden kimse var mıdır, zannetmem. Kendime bu konu hakkında birçok soru sordum ancak aldığım cevaplar beni tatmin etmedi. Araştırmalar yaptım, kaynaklar taradım, hikâyeler okudum. Konuya dair elle tutulur birçok fikir edinmeyi başardım. Kafamda oturan bir gerçeklik yaratmayı nihayet başarabildim.

Bu konuya güzel bir örnekle başlayabilirim: "İsimsiz Adam" adlı bir hikâye okumuştum. Bu eski hikâyede, isimsiz doğan bir çocuğun öyküsü anlatılır. Ailesi, onun kim olduğunu ve gerçek kendini bulması için ona isim vermez. Yıllar geçer; çocuk farklı yerlerde, farklı insanlar tarafından farklı isimlerle çağrılır. Her bir isim ona başka bir kimlik yükler. Kimi zaman cesur, kimi zaman silik bir karaktere bürünür. En sonunda kendine ait olmayan bu kimliklerin yükünden yorulur. Bir nehrin kenarında durup kendi adını fısıldar. O an ilk kez var olur çünkü insan adını bulduğu anda kendini keşfeder. İnsan ismiyle hayatta bir kez yer bulur. Adımız söylenince dönüp arkamıza bakarız çünkü o seslenişte biz varız.

Ancak adımız bize verilmiş midir yoksa biz mi bize verilen isme dönüşürüz? İçimizden kaç kişi ismini severek kimliğinde taşıyor? Kaç kişi önemli bir ortamda ismini yüksek sesle söylemekten çekinmiyor? İsim seçme konusunda şanslı olmayan çok sayıda insan var. Elimizde olmayan bir seçim sonucu, bize yakışıp yakışmadığını bilmediğimiz bir ismi taşımak zorunda kalırız. Doğduğumuz andan itibaren, belki de yüzümüze bile bakılmadan, daha önce kullanılmış bir isim seçilir ve hayatımız boyunca o harfleri üzerimizde taşırız. İsim seçiminde etkili pek çok faktör vardır: ebeveynlerimizin kültür seviyesi, eğitim durumu, yaşanılan coğrafya, inançlar, çevre baskısı... Tüm bu unsurlar bize verilen ismin şekillenmesinde başrol oynar.

İsminden utanan birçok insanla karşılaştım. Kendi seçimi olmayan, ismini kendine yakıştırmayan insanlar... Bu isimlerden sürekli kaçarlar. Çocuklukta alay konusu olmak, arkadaş ortamlarında kendini ezik hissetmek gibi psikolojik baskılar yaşanır. Bize birkaç harfin verdiği zarar yaşam boyunca ruhumuzda derin izler bırakabilir. Peki, herkesin ismi kötü mü konulmuştur? Herkes mi isminden nefret eder? Elbette hayır. İsmiyle gurur duyan, güzel bir ismi taşıdığı için güçlenen pek çok insan vardır. Bunun için annesine, babasına teşekkür edenleri tanıyorum. Burada vurgulamak istediğim şey, herkesin bu konuda aynı şansa sahip olmadığıdır. Şans diyorum çünkü yaşadığınız coğrafya farklı olsa belki de utandığınız ismin yerine daha modern, daha klas bir isme sahip olabilirdiniz. Bu da yaşamla daha barışık, daha pozitif bir ruh haliyle hayatınızı sürdürmenize katkı sağlayabilirdi.

Peki, edebiyatta bu konu nasıl ele alınır? Yazar, karakter isimlerini seçerken nasıl bir yol izler? İnsan isimlerinin karakter, kader veya algı üzerindeki etkisi, edebiyat ve düşünce tarihinde birçok yazarın dikkatini çekmiştir. Bilinçli bir şekilde yapılan karakter ismi seçimi, okuyucuyu doğrudan etkileyen bir eylemdir. Yazar seçtiği isimle okuyucusuna seslenir. Bu sesin etkisini güçlü kılmak amacıyla yapılan seçim anlatının başarısını artırır. Bu çabayı iki kez okuduğum Suç ve Ceza kitabında gözlemledim. Fyodor Dostoyevski, kitabın başkarakteri olan Raskolnikov ismini bilinçli bir amaçla seçmiştir. Araştırmalarım sonucu öğrendim ki Rusça "raskol" (bölünme, ayrılık) kelimesinden türetilmiştir. Dostoyevski bu ismi kullanarak karakterin içsel çatışmasına ve bölünmüş benliğine gönderme yapar. Okuma süresince bu durumu açıkça görebiliriz. Raskolnikov’un yaşadığı içsel bölünme ve ahlaki sorgulamalar, kitabın birçok bölümünde kendini gösterir. Yani Dostoyevski karakter ismini rastgele değil, çok katmanlı bir algı yaratmak amacıyla seçmiştir. Bu konuda yaptığım diğer araştırmalar sonucunda Jorge Luis Borges, Umberto Eco, Albert Camus ve Haruki Murakami gibi yazarların da isim seçiminde bilinçli tercihler yaptığını gördüm. Bu yazarlar karakterlerin ismi üzerinden okurda kimlik, aidiyet ve birey olma gibi temaları sorgulatmayı hedefler.

Eğer isim seçme lüksümüz olmadıysa bize verilen ismin anlamını değerli hâle getirmek bize düşer. İsmi kötü verilmiş biri eğer kendisi iyiyse insanlar zamanla ismine değil, onun kişiliğine odaklanır. Hatta zamanla kötü isim, iyi olan bir insanın üzerinde parlar. Bazen en büyük eylem, sana verilen değil, senin istemeden de olsa alıp güzelleştirdiğindir. 

✂ · ESERİN SONU · ✦