✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
26 Ekim 2026

PRATFALL

Kusurlu Kalma Çabası
✦ MATBAA NEŞRİYATI 6 CİLT ESER

Pratfall Kitaplığı

Kağıdın kokusu, cildin ağırlığı ve kusurlu matbaa mürekkebi. Yayınevimiz tarafından basılıp yayına hazırlanan tüm eserleri doğrudan buradan inceleyebilir, kapaklara tıklayarak detaylarına ulaşabilirsiniz.

Babamın Hikayesi

Babamın Hikayesi

Erhan Çamurcu
2026 · 1. Baskı
““Arkasında ceket asılı olmayan kapılar var hayatta. Bütün gündelik ihtiyaçların karşılandığı ‘Ceketimin cebinden al!’ sözünden mahrum büyüyen çocuklar var.” Bazen kelimelerin arasına gizlenmiş derin bir sızıyı iliklerinize kadar hissedersiniz. Babamın Hikâyesi; kimi zaman bir ceket cebinde aranan şefkatin, kimi zaman sessiz fedakârlıkların, gelmeyen babaların ve çok erken büyümek zorunda kalan çocukların dünyasına uzanıyor. Hayatın ağır yükünü omuzlayan insanların hüzünlü ama bir o kadar da umutlu yaşamlarından kesitler sunan sayfalarda; kurgunun ötesinde, içimizi acıtan çok sahici bir gerçeklik var.”
Kırık Oyuncaklar

Kırık Oyuncaklar

Arzu Doğandemir
2026 · 1. Baskı
“"Ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürürmüş..." Arzu Doğandemir ilk öykü kitabı Kırık Oyuncaklar ile okuru bozkırın ayazına, yoksulluğun sessizliğine ve hayatın en sarsıcı, en çıplak yüzüne davet ediyor. Çocukluğunu yaşayamadan erkenden büyümek zorunda bırakılan omuzları yorgun kadınlar, soba tütmeyen soğuk odalarda kurulan büyük hayaller, ansızın kaybedilen canlar ve paramparça edilen hevesler... Bu kitaptaki her bir öykü; acıyla, yoklukla ve haksızlıkla sınanan, tıpkı kırık bir oyuncak gibi incitilse de yaşama tutunmaktan vazgeçmeyen insanların saklı kalmış çığlığını yankılıyor. Kırık Oyuncaklar, yalnızca kayıpların ve yoksulluğun değil aynı zamanda küllerinden doğanların, pes etmeyenlerin ve merhametini koruyanların hikayesi. Hayata karşı kusurlu kalma çabası veren bu sessiz, yaralı ama bir o kadar da güçlü kahramanların dünyasına adım atmaya hazır mısınız?”
Yara Bandı Tutmayanlar

Yara Bandı Tutmayanlar

Çağlar Şensoy
2026 · 1. Baskı
“"İnsan, en çok sustuklarından tanır kendini." Kalabalıkların gürültüsü arasında yutkunup içine attığı kelimelerden, gece başını yastığa koyduğunda tavanla paylaştığı o derin sessizlikten bilir. Bu kitap; duyulmayan seslerin, tamamlanmamış vedaların, içimizde büyüttüğümüz o sessiz çığlıkların yankısıdır. Doğduğu evi onarmaktan, kendi evini kurmaya vakit bulamayanların; geçmişi sırtında taşıyanların hikâyesidir. Dedemin o sözü hâlâ kulaklarımda: "Çocukken sevgiyi kaşıkla yalamazsan, büyüyünce bıçaktan yalamak zorunda kalırsın." Biz, o bıçağın keskin tadını bilenleriz. Size mutluluğun formülünü ya da hayatın kesin cevaplarını vaat etmiyorum. Sadece şunu söylüyorum: "Yalnız değilsiniz. Ben de o boşluğa baktım. Ve o boşluğun tadını biliyorum."”
Mahallenin İğnecisi

Mahallenin İğnecisi

F. Ahu Çetres
2026 · 1. Baskı
“Limandan kalkan gemi düdüğünün derin ve güçlü çıkan ‘’Duuuuut’’ sesi yankılandı gökyüzünde. Farklı bir ürperti hissetti Nermin oturduğu sofrada. Tam olarak kendisinin de tarif edemediği karışık duygulardı hissettiği. Gitmek isteyip de gidemediği yerlere duyduğu özlem, terk etmek isteyip de terk edemediklerine yapamadığı vedalar, gerçekleşmesini hayal ettiği kavuşmalar...Karışıktı işte. Ablası ve Mustafa babasıyla gitmişlerdi limanın açılışına. Dönemin Başbakanı, Valisi, Belediye Başkanı ve daha birçok protokol üyelerinin de bulunduğu kalabalıkta, büyük bir açılış merasimi olmuştu. 1962 Mayısında, limandan ayrılan gemilerin çıkardığı “Duuuuut’’ sesi, Nermin’e sanki ‘Keşke seni de götürebilseydik. Keşke.’’ diyorlardı. O ses hep aynı şeyi söylemişti yıllarca Nermin’e. “Keşke. Keşke gidebilseydim.” demişti yıllarca.”
Yol Notları

Yol Notları

Ömer Erdem Gökdağ
2025 · 1. Baskı
“Ne zaman bir yola çıksanız, vardığınız yer her zaman kendinizdir. Bir tren vagonunun ritmik ninnisi ya da gece otobüsünün loş ışığı... Bu sarsıntılı kapsüller, bize hep aynı şeyi fısıldar: Yolculuklar; geride bıraktıklarımızın ağırlığını tarttığımız, yalçın bir tepede direnen çınarın durağanlığında kendimizi gördüğümüz, yalın ve melankolik anlık kesitlerdir. Yol Notları, camlara yansıyan yabancı yüzlerin, biletin kıvrımlarına saklanan umutların ve mola yerinde unutulan eski bir fotoğrafın izini sürüyor. Her anlık karşılaşma, her sessiz itiraf; bir daha asla kesişmeyecek rotaların ve yolda geçen bir anının sonsuzluğa nasıl taşındığının hikâyesi. Lirik ve tefekkür dolu bir dille kaleme alınan bu kısa öyküler, sizi koltuğunuzdan kaldırıp koşturmayacak. Tam tersine, durup şoförün aynasındaki o kısacık sırrı, kendi ruhunuzun coğrafyasını görmeye davet ediyor.”
Vahdet Rıza: Ateş ve İntikam

Vahdet Rıza: Ateş ve İntikam

Abdullah Efendi
2025 · 1. Baskı
“"Suçun olduğu her yerde bana göre bir şey vardır paşam." 19. yüzyıl İstanbulu... Payitahtın sisli ve tekinsiz sokaklarında ne paşaların ne de zaptiyelerin çözmeye cüret edemediği iki karanlık vaka. O, devrin kurallarına uymayan, zekâsını devletin kılıcı gibi kullanan yegâne isimdir: Müstantik Vahdet Rıza Bey. Vahdet Rıza Bey, Osmanlı arşivlerinden Plevne Harbi'nin en acı hatıralarına uzanan bir ihanet zincirini deşifre ediyor. Sirkeci Garı'ndan buharlaşan bir adamın, bir çift pahalı kol düğmesinin ve kayıp altınların peşine düşerek, intikam ateşiyle yanıp tutuşan bir ruhun hikayesini gün yüzüne çıkarıyor. Vahdet Rıza amirleriyle çatışırken, gerçeğin peşinden yılmadan koşuyor. Çünkü biliyor ki: Adalet, kurşunun aksine hedefine ancak zekânın rehberliğinde varacaktır. Soluksuz bir macera, otantik bir atmosfer ve keskin bir zeka... Türkiye polisiyesinin köşe taşlarından Vahdet Rıza Bey, okuru İstanbul’un dehlizlerinde unutulmaz bir kovalamacaya davet ediyor.”