✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
26 Ekim 2026

PRATFALL

Kusurlu Kalma Çabası
Öykü ✦ 3 DAKİKA OKUMA · 1 FİNCAN KAHVE

Konuşamadıklarımızda Kaldık

Herkesin içinde bir yer vardır; kimsenin adını koymadığı, kimsenin dokunamadığı. Ne bir pusulada gösterilir ne bir haritada bulunur. Ama ağırlığı vardır, gizli bir taş gibi kalbin ...

Herkesin içinde bir yer vardır; kimsenin adını koymadığı, kimsenin dokunamadığı. Ne bir pusulada gösterilir ne bir haritada bulunur. Ama ağırlığı vardır, gizli bir taş gibi kalbin bir köşesine yerleşmiş. Onu kimse görmez ama insan her adımında onunla yürür. İnsan, en çok da anlatamadıklarının altında eğilir; sesi çıkmayan duyguların, dile gelmeyen sızıların altında. Çünkü bazı acılar kelimeyi aşar; bazı imgeler boğazda düğüm olur, cümle doğmadan ölür.

Zamanla unuttuk sanırız. Aslında sadece üstünü örteriz; ince bir toz tabakasıyla. Dokunulmaz sanırız, uyur zannederiz. Ama bir bakarsın, bir akşam yemeğinin tam ortasında kahkaha atarken, çatalın tabağa değdiği sıradan bir seste bile geçmiş çıkar gelir. Bir şarkı çalar, bir rüzgâr eser, eski bir sokak kokusu gelir burnuna… İçinde bir yer kımıldar. Gözlerin sabitlenir bir noktaya; dışarıdan hiçbir şey olmamış gibidir ama içinin bir tarafı sessizce sarsılır. İşte o sarsıntı, gömdüğünü sandığın şeyin “Ben buradayım,” deyişidir. İnsan bazen çığlık atmadan da çığlık atar ve çoğu insan bunu duymayı hiç öğrenmez.

Kelimeleri yutmayı küçük yaşta öğreniriz. İlk kırılganlığımızı gösterdiğimizde “abartıyorsun” denmiştir, ilk iç geçirişimizde “takma kafana”. Böyle böyle büyür içimizde saklanan taraf. “Anlatırsam zayıf görünürüm,” diye düşünürüz; “Söylemezsem geçer,” diye avutuluruz. Ama bilmeyiz ki susmak geçirmez; sadece geciktirir. Geciken her şey, içte daha ağır kök salar. Yıllar geçer, hayat değişir, insan büyür. Ama o susulan yer büyümekten hiç vazgeçmez.

Bazı yüklerin sesi yoktur, kimse duymaz. Çünkü herkes kendi sessizliğini taşımakla meşguldür aslında. Hepimizin içi ayrı bir depo: Konuşulmayan cümleler, yarım kalmış vedalar, söylenmemiş özürler, sahibine ulaşamamış teşekkürler… İnsan bir ömrü bazen sadece bunların ağırlığını taşıyarak geçirir. Ve tuhaf olan şu ki bir gün dönüp baktığımızda fark ederiz: Bize acı veren onca şey, bizi aynı zamanda yoğuranmış. Kırıldığımız her yerde bir şey filizlenmiş. Susarak büyümüşüz, ses çıkarmadan olgunlaşmışız. İnsanın derinliği, gösterdiği yerden değil, sakladığı yerden belli olurmuş meğer.

Güç, bağırarak değil; sessizce yerleşir. Sönmüş bir ateşin altında hâlâ kor hâlinde duran o gizli sıcaklık gibi. Dışarıdan bakınca küllerdir sadece ama insan bilir: İçinde az da olsa yanmaya devam eden bir şey vardır. Adını bilmediğimiz bir direnç, bir ısrar, bir yaşam kırıntısı. Sonra bir gün, hiç beklenmedik bir anda şunu anlarız: Kendi sessizliğimizi duymayı öğrenmeden kimseyi gerçekten duyamayız. Kendi yükümüzü fark etmeden kimseye yaslanamayız. Ve bazen hiçbir kelime, hiçbir açıklama, hiçbir itiraf gerekmez. İnsan, yalnızca içinden geçenle bile tamamlanabilir. Çünkü bazı şeyler anlatılmaz; sadece taşınır, sadece yaşanır. Ve biz çoğu zaman konuşamadıklarımızda kalırız.

✂ · ESERİN SONU · ✦