✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
26 Ekim 2026

PRATFALL

Kusurlu Kalma Çabası
Gezi Yazısı ✦ 4 DAKİKA OKUMA · 1 FİNCAN KAHVE

Şifa Olsun

Gençliğinden beri astım hastalığıyla mücadele eden babaanneme en iyi gelen şey, hiç kuşkusuz açık havanın ferahlığıydı. Kalabalık ortamlarda bulunmayı sevmeyen babaannem dağ havası...

Gençliğinden beri astım hastalığıyla mücadele eden babaanneme en iyi gelen şey, hiç kuşkusuz açık havanın ferahlığıydı. Kalabalık ortamlarda bulunmayı sevmeyen babaannem dağ havasını çok severdi. İmkânımız oldukça hafta sonları onu da alıp arabamızla, tırmanabildiğimiz kadar Toroslara çıkardık. Yolculuğumuz başlarken babam nezaketen “Nereye gidelim anne?” diye soracak olsa babaannemin her zaman için tek cevabı “Suyu akan bir yere” olurdu. Bu cevap ailemizdeki herkesi memnun ederdi. Annem, bulaşıkları eve taşımayacağı için memnun olurdu. Babam, “Hazır su varken Anadolumuzu yıkayalım,” der keyiflenirdi. Kardeşimle benim için de biraz konfor biraz da eğlenceydi su. Hele ki bulduğumuz çeşme havuzlarının yanlarında yalak da varsa değmeyin keyfimize; sudan çıkmazdık.

Babaannem yolculuğumuz boyunca penceresinden sakince etrafı izlerdi. Gözlemlerimiz sırasında, bize gayet doğal gelen durumlara o, gözlerini açarak ve de köyüne has “Beee!” ünlemiyle vurgulayarak tepki vermekten kendini alamazdı. Yeri gelir bu durum kaldırımda yürüyen ilginç saç modeliyle bir kadın olurdu, yeri gelir bir binanın sırtına asılmış reklam afişindeki mobilya resmi. Babaannem gittiğimiz yerin suyunu tatmaktan da ayrı keyif alırdı. “Şifa niyetine,” der ya da “Mevlam Kevser Irmağı'ndan da içirsin,” der, içmemiz için bizi de tembihlerdi. Kardeşimle ben biraz dalgasına biraz oyununa içerdik de içerdik. Tabii o zamanlar sosyal tesisler bu kadar sık aralıklarda olmadığından o kadar su içtikten sonra yüksek çalı arkaları bulmamız için annem sırayla bize eşlik ederdi.

Gel zaman git zaman, annemin rahatsızlığından dolayı alternatif tıpla yakından ilgilenen —başta amcam olmak üzere— pek çok bilirkişi(!) anneme şifalı su olarak adlandırdığımız Torosların kaynak sularından içmeyi tavsiye eder olmuşlardı. Modern tıptan yeterli şifayı bulamadığına şahit olduğumuz annemin dayanılmaz kıvranışları bizi her hafta sonu Torosların farklı kaynak sularını bulmaya teşvik eder olmuştu. Şifalı su, kaplıca suyu, kaynak su; nasıl tanımlarsanız, hemen hemen her hafta gidiyorduk. Hatta o hafta içi annem susuz kalmasın diye yanımızda götürdüğümüz bidonları da dolduruyorduk. Hamdolsun, bir süre sonra annem şifa bulmuştu.

Yıllar sonra yaşamaya başladığım Bosna’da elbette dikkatimi çeken şey tarihi yapılarının yanı sıra Yaradan’ın bu topraklara bağışlamış olduğu iklimi ve bitki örtüsüydü. Sayısız dağlarının üzerini örttüğü yeşili ve onu besleyen kaynak suları. İgman Dağı'nın her cephesinden aşağı bıraktığı kaynak suları kâh şelale olarak bırakır kendisini kâh küçük bir akarsu kâh coşkun bir nehir.

Birkaç hafta önce Bosna’nın güney tarafında bulunan Mostar’daydım. Bosna’nın güney kesimi Akdeniz iklimini andırır. Denize daha yakın bir bölge olduğu için iklimi yumuşaktır. Sert iklimin kudretini gösteren devasa dağların yerini daha küçükleri ve de tepeleri alır; Çabulya ve Preny Dağcıkları gibi. Kendilerine nispet aşağı bıraktığı suları büyük olan Kravica Şelaleleri'ni göstermek istedim kızlarıma.

Trebižat Nehri'nden 25 metre kadar aşağıya akan şelaleler, gerçekten izleyenlere görsel bir şölen sunmaktaydı. 120 metre kadar genişlikte birkaç koldan oluşmuş şelaleler, sularını bıraktığı yerlerde küçük bir gölet oluşturmaktaydılar. Yabancı turistlerin yeni yeni keşfettiği Balkanların Niagara’sında seyre kanmayıp göletinde yüzen de vardı.

Mostar’a bir saat uzaklıkta yer alan bu doğa harikasına vardıktan bir süre sonra küçük kızım da karşı koyamadı ve göle daldı. Yüzerek yanıma kadar geldiğinde “Anne, su çok güzel. Daldıktan sonra şifa olsun diye suyundan da içtim,” dediğinde bir an şaşırdım. Farkında olmadan, atalarımın bana öğrettiği “Şifa olsun,” tabirini kızıma öğretmekle kalmayıp suyundan tatmasını da mı öğretmişim, diye geçirdim içimden. O an babaannemi hatırladım. Toroslara çıkışımızı. Piknik yaptığımız hafta sonlarını. “Acıymış,” demeden, “Kokusu ağırmış,” demeden annemle beraber ailece içtiğimiz kaynak sularını hatırladım. Bana kadar uzanan hayat ağacımın köklerinin benden sonra çocuklarımla birlikte yol almaya devam edeceğinden emin olduğum, haklı bir gurur hissettim. Hamdettim.

✂ · ESERİN SONU · ✦